Ankara’daki Anadolu Kültürleri Müzesi’nde “Anadolu Öyküsü” adlı geleneksel sergi açıldı. Sergi, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gazi Üniversitesi ve Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından düzenleniyor ve bu yıl ikinci kez sanatseverlerle buluşturuluyor. Etkinlikte, Anadolu’nun zengin tarihi ve köklü kültürel mirasına dair örnekler ziyaretçilere sunuluyor. Program kapsamında Anadolu Korosu Sanat Topluluğu ile Ankara Müzik
ANAYASA DÜKKÂNI TALAN EDİLİYOR (Ya da; edilebilir mi?) Anayasalar milletler için temel ve bağlayıcı metinlerdir. Bağlayıcılığı herhangi bir dayatmadan veya yukarıdan aşağıya doğru çalışan bir emir-komuta zincirinden değil, milletlerin asırlara yayılan kültürlerinden, geleneklerinden ve karakterlerinin mayasından doğar. Büyük milletler için modern siyasetteki anlamıyla anayasa, milletin yüklendiği kadim kültür mirasının toplumsal ilişkilerin mahiyetini tayin etmesinin bir
Bu yazıyı ilk defa 4 Ekim 2016 günü yayınlamışım. 30 Eylül 2018’de bir daha yayınladım. Bu üçüncü yayınlanışı… Demek ki beş yılda üç defa ayni şeyleri hatırlatmak gerekiyor. Bir yazarın, döne döne aynı şeyi tekrarlaması aslında hiç de sevimli bir durum değildir. Ne var ki bu memlekette insanlar döne döne aynı yalanı söyleyince, döne döne
Milliyetçilik en kısa tarifiyle milleti sevmek ve onun yükselmesini istemektir. Namık Kemal bir yazısına “İnsan olan vatanını sever.” diye başlıyordu. Aynı şekilde “İnsan olan milletini sever.” de diyebiliriz. Elbette sevme kavramının içinde “korumak, gözetmek, geliştirmek” de vardır. Bir milliyetçi, milletini korur, gözetir, onu geliştirip yükseltmek ister. “Millet”in ne olduğu konusunda çok yazdım. Bu sebeple o
Azgın Milliyetçilik: 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Dünya ve Türkiye’deki gelişmeler üzerine Tarihe baktığımızda her yüzyılın başında insanlık köklü değişikliklere maruz kalmıştır. Nasıl ki 19’uncu yüzyıl “feodal” insanı öğütmüş ise, bugünlerde ilk çeyreğini geride bıraktığımız 21’inci yüzyıl da “modern” insanı öğütüyor. Geçtiğimiz yüzyılın son dönemleri insanlığa bambaşka ufuklar açmıştı, bugün de aynı işlevi internet devrimleri görüyor.
Doğru ve sağlam düşünebilmenin yolu, kavramları doğru algılamak ve birbirine karıştırmamaktır. Kelimelerin tarihî derinlikleri bu açıdan önemlidir. Bir kelimenin ne kadar derin geçmişi varsa, ifade ettiği kavram da o kadar oturmuştur. Yeni kelimeler kavram karışıklığına müsaittir. Eski kelimelere yeni anlamlar yüklemek de kavram kargaşasına yol açabilir. Gerek yeni kelimeler, gerek eski kelimelere yüklenen yeni kavramlar
Türkmenistan 6 milyon civarındaki ülke nüfusunun % 85’ini oluşturan Türkmenlerin ardından Özbekler (%5) ve Ruslar (%4) diğer önemli topluluklardır. 488,100 km2 yüz ölçüme sahip olan Türkmenistan Cumhuriyeti’nin topraklarının % 80’lik kısmını Karakurum Çölü kaplamaktadır Türkmenistan, zengin gaz, petrol rezervleri ve küçük nüfusu ile İsviçre ile kıyaslanabilecek bir refah düzeyine erişme potansiyeline sahiptir. Bağımsızlık sonrasında Türkmen
Türkiye-Türk Cumhuriyetleri İlişkileri Ekonomi başta olmak üzere hayatın ve kültürün yeniden biçimlenmesi küreselleşme hareketinin etkisi altında gerçekleşmektedir. Küreselleşme, modernleşme sürecinin bir evresi olarak 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra, özellikle Sovyet Bloğu’nun dağılmasıyla tek kutuplu bir dünya düzeninin ortaya çıkmasına paralel olarak yaygınlaşmaktadır. İletişim ve ulaşım teknolojilerinin de hızla artması, ulusal devlet sınırlarının eskiye göre daha
Türk Konseyi “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi”, “Türk Konseyi” ya da “Türk Keneşi” olarak adlandırılan yapı, devlet başkanları konseyi, dışişleri bakanları konseyi, her ülkeden gelen akil insanlardan oluşan aksakallar konseyi, kıdemli memurlar komitesi ve merkezi İstanbul’da bulunan sekretaryadan oluşmaktadır. Türk Konseyinin kurulmasından bu yana 6 zirve düzenlenmiştir. Bölgedeki yeni cumhuriyetlerden herhangi biri için ekonomik,